Yaşadım ben bu ömrü.
Yaşadığım kadar da gördüm rüyalarımda.
Ben sığdırdım da uykuma, uyanıklığıma,
Yaşanılasıları, görülesileri,
Su neden berrak, onu anlayamadım.
Neden yeşildir yapraklar ağaçlarda,
Neden mavidir gökyüzü,
Ve gülebilirler mi çocuklar savaşın ortasında,
Yetişebilirler mi ilkbahara?
İbrahim Halil ŞİMŞEK
Gaziantep / Karşıyaka
... Ve çıkardım tüm anlattıklarından renkleri. Bir tek Gökkuşağı'na dokunmadım. Tüm griliğin ortasında, bütün ihtişamıyla unutturmasın diye hiçbir şeyi...
9 Ağustos 2013 Cuma
8 Temmuz 2013 Pazartesi
KUCAKLAŞMA
Sende kardeşim, sende
Karanlığının tüm suçu sende
Düşmedikçe meydanlara
Bağırmadıkça aç yırtıcılara
Kapadıkça insanlığını fosil tutmuş zulme
Ne gelecek güzel günler yakın
Ne doğacak güneş ufukta
Düş yollara kardeşim
Düşün yollarda
Anlat bildiklerini
Sesine ses kat
Ellere el.
İnsan ol kardeşim, insan ol
Aç yüreğini, onurunla sarıl dostlarına
Bul kendini
Bul insanlığını kalabalıklarda
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
Karanlığının tüm suçu sende
Düşmedikçe meydanlara
Bağırmadıkça aç yırtıcılara
Kapadıkça insanlığını fosil tutmuş zulme
Ne gelecek güzel günler yakın
Ne doğacak güneş ufukta
Düş yollara kardeşim
Düşün yollarda
Anlat bildiklerini
Sesine ses kat
Ellere el.
İnsan ol kardeşim, insan ol
Aç yüreğini, onurunla sarıl dostlarına
Bul kendini
Bul insanlığını kalabalıklarda
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
8 Mayıs 2013 Çarşamba
BİR BİR
Bir
yüzünün kıvrımlarını bildim
Bir
de içindeki karanlığı
Bir
ellerinin soğukluğunu tattım
Bir
de içinden kaynayan sarhoşluğu
Bir
memende büyüdüm, adı bahar
Biri
de kış, içimde ölüm kadar.
İbrahim Halil
ŞİMŞEK
İstanbul /
Şişhane
5 Şubat 2013 Salı
DEDİKODU
Gördüm onu.
Düşmeden önce uçurumdan
Nasıl sarıldığını ruhunun
Son bir günah ile benliğine.
Sonra gördüm bir başkasını.
Gün doğmadan önce, henüz şafakta
Avuçlarına doldurduğu aydınlığı
Nasıl dağıttığını şüphelerine.
Sonra o kadını,
Beyazlığında bin bir hareler taşıyan.
Ve o adamı,
Esmerliğini çocuklarla paylaşan.
Ve diğerlerini,
Savruk yolculuklarında yalnızlıklarını arayan.
Ama göremedim ben
-Olamadım da aslına bakarsan-
Eğilip öz suyu
Yaşamın damarlarından içebilen.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Çukurcuma
Düşmeden önce uçurumdan
Nasıl sarıldığını ruhunun
Son bir günah ile benliğine.
Sonra gördüm bir başkasını.
Gün doğmadan önce, henüz şafakta
Avuçlarına doldurduğu aydınlığı
Nasıl dağıttığını şüphelerine.
Sonra o kadını,
Beyazlığında bin bir hareler taşıyan.
Ve o adamı,
Esmerliğini çocuklarla paylaşan.
Ve diğerlerini,
Savruk yolculuklarında yalnızlıklarını arayan.
Ama göremedim ben
-Olamadım da aslına bakarsan-
Eğilip öz suyu
Yaşamın damarlarından içebilen.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Çukurcuma
17 Kasım 2012 Cumartesi
ŞİMDİ YİNE BIRAKTIĞIM YERDEYİM
Bize düşen gitmekti,
Bu savaşın ortasından.
Çünkü biz ne taraf olabiliyorduk,
Ne de bertaraf saflığımızda.
Nehirlerimizi kuruttuk önce yalnızlığımızda.
Sonra yapraklarımızı soldurduk,
Hazin düşmüş bir sonbahar ardında.
Çatışırken karşı karşıya cephelerimizde,
Ardı sıra düşürdük maskelerimizi.
Şimdi yine bıraktığım yerdeyim.
İşte koltuğum, bir ayağı aksak,
Nasıl da taşırdı yüklerimi yılmayarak.
İşte yatağım, yalnızlığımı kucaklayacak,
Hani raks eden altımda kıskıvrak.
Ve işte yazdıklarım, yazamadıklarım,
Kitaplarım, kalemim, defterlerim.
Ve işte kapı ardında asılı duran cehaletim.
Hepsi tamam, hepsi yerli yerinde.
Ve seslenir tavşanım, içinin uzaklıklarına,
"Şimdi aniden koşmaya başlasam?
Sonra dursam?
Sonra tekrar koşsam.
Dursam...
Koşsam...
Ama bi nedeni filan yok ha..."
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
Bu savaşın ortasından.
Çünkü biz ne taraf olabiliyorduk,
Ne de bertaraf saflığımızda.
Nehirlerimizi kuruttuk önce yalnızlığımızda.
Sonra yapraklarımızı soldurduk,
Hazin düşmüş bir sonbahar ardında.
Çatışırken karşı karşıya cephelerimizde,
Ardı sıra düşürdük maskelerimizi.
Şimdi yine bıraktığım yerdeyim.
İşte koltuğum, bir ayağı aksak,
Nasıl da taşırdı yüklerimi yılmayarak.
İşte yatağım, yalnızlığımı kucaklayacak,
Hani raks eden altımda kıskıvrak.
Ve işte yazdıklarım, yazamadıklarım,
Kitaplarım, kalemim, defterlerim.
Ve işte kapı ardında asılı duran cehaletim.
Hepsi tamam, hepsi yerli yerinde.
Ve seslenir tavşanım, içinin uzaklıklarına,
"Şimdi aniden koşmaya başlasam?
Sonra dursam?
Sonra tekrar koşsam.
Dursam...
Koşsam...
Ama bi nedeni filan yok ha..."
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
29 Ekim 2012 Pazartesi
KARARTI
Işığını kapattılar.
Işıklarını birer birer.
Bu memleketin duvarları içinde insanlar.
Işıkları kapattılar.
Işıklarını birer birer.
Bu memleketin duvarları ardında insanlar.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
Işıklarını birer birer.
Bu memleketin duvarları içinde insanlar.
Işıkları kapattılar.
Işıklarını birer birer.
Bu memleketin duvarları ardında insanlar.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
2 Ekim 2012 Salı
BİR HASRET VAKTİ
Ben bisiklete bindim
Babam beni seyretti
Bir öğle vakti.
Ben bisikletten indim
Babam kalkıp gitti
Bir akşam vakti.
08.09.2012
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
Babam beni seyretti
Bir öğle vakti.
Ben bisikletten indim
Babam kalkıp gitti
Bir akşam vakti.
08.09.2012
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
7 Eylül 2012 Cuma
SIFIR NOKTASI
Aklım atla şu uçurumdan artık,
Yüreğimin ateşinde yak anılarını.
Yeni bir yol çiz kendine,
Yeni bir yaşam başlat sımsıcak.
Ya köprünü inşa et geçeyim karşıya,
Ya da kaydır ayağımı yeni ufuklara.
Ki doğayım yeniden;
Mardin'de bir taş ustası, Yahut
Zonguldak'da bir maden işçisi olarak.
Vazgeç tüm arzularından, yıkıp at.
İçimiz rahat bölelim ekmeğimizi bırak.
18.03.2012
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Haseki
Yüreğimin ateşinde yak anılarını.
Yeni bir yol çiz kendine,
Yeni bir yaşam başlat sımsıcak.
Ya köprünü inşa et geçeyim karşıya,
Ya da kaydır ayağımı yeni ufuklara.
Ki doğayım yeniden;
Mardin'de bir taş ustası, Yahut
Zonguldak'da bir maden işçisi olarak.
Vazgeç tüm arzularından, yıkıp at.
İçimiz rahat bölelim ekmeğimizi bırak.
18.03.2012
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Haseki
2 Mayıs 2012 Çarşamba
BİLMECE
İki yüzü varmış Avdêr'in
Bir anlattığı bir de kendine sakladığı.
Birine ondan vermiş bir parça
Ötekine bundan.
Ne şuradaki anlayabilmiş Avdêr'i
Ne de buradaki bilmiş bütünü.
Birine ruhundan vermiş bir parça
Ötekine serçe parmağından.
Ne ondan vazgeçebilmiş Avdêr
Ne de diğerinde bulduğu aşktan.
Birine kalbinden vermiş bir parça
Ötekine bildiğinden.
Ne gülmekten caymış Avdêr
Ne de cihana sebil dostluğundan.
Birine buradan vermiş bir parça
Ötekine hemen yanından.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
Bir anlattığı bir de kendine sakladığı.
Birine ondan vermiş bir parça
Ötekine bundan.
Ne şuradaki anlayabilmiş Avdêr'i
Ne de buradaki bilmiş bütünü.
Birine ruhundan vermiş bir parça
Ötekine serçe parmağından.
Ne ondan vazgeçebilmiş Avdêr
Ne de diğerinde bulduğu aşktan.
Birine kalbinden vermiş bir parça
Ötekine bildiğinden.
Ne gülmekten caymış Avdêr
Ne de cihana sebil dostluğundan.
Birine buradan vermiş bir parça
Ötekine hemen yanından.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Şişhane
7 Nisan 2012 Cumartesi
SARHOŞ GECELERDEN İSTANBUL
Günlerden yedisi Nisan'ın
İkibinoniki'nin baharındayız
Gökte sarmal dolunay
Sarhoş gecelerden İstanbul
Bir ucunda sen yarımadanın
Diğer ucunda ben
Bir ucunda salkım saçak hasret
Diğer ucunda çölleşmiş dudak
Bizi bu yıl da yalnız bırakmazlar
Boz adamlar, siyahi kadınlar
Ve hatta çocuklar, ki toprakta çıplak
Bu davanın adını yalnızlık bırak
Bir ucunda sen dünyanın
Diğer ucunda ben
Bir ucunda harlanmış hayat, baharında
Diğer ucunda eski yeşil bir çınar
Bu geceyi ıslanmış hayallerine bırak
Çal rüzgarın kapısını, bir haber bırak
Yırt içimdeki dar sessizliğini
Gecenin karanlığını sesinde aydınlat
Bir ucunda sen hayatın
Diğer ucunda ben
Bir ucunda akıp giden zaman
Diğer ucunda acemi bir cambaz
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Çukurcuma
İkibinoniki'nin baharındayız
Gökte sarmal dolunay
Sarhoş gecelerden İstanbul
Bir ucunda sen yarımadanın
Diğer ucunda ben
Bir ucunda salkım saçak hasret
Diğer ucunda çölleşmiş dudak
Bizi bu yıl da yalnız bırakmazlar
Boz adamlar, siyahi kadınlar
Ve hatta çocuklar, ki toprakta çıplak
Bu davanın adını yalnızlık bırak
Bir ucunda sen dünyanın
Diğer ucunda ben
Bir ucunda harlanmış hayat, baharında
Diğer ucunda eski yeşil bir çınar
Bu geceyi ıslanmış hayallerine bırak
Çal rüzgarın kapısını, bir haber bırak
Yırt içimdeki dar sessizliğini
Gecenin karanlığını sesinde aydınlat
Bir ucunda sen hayatın
Diğer ucunda ben
Bir ucunda akıp giden zaman
Diğer ucunda acemi bir cambaz
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Çukurcuma
13 Ocak 2012 Cuma
KIZIM'A
Bir gün geldiğinde o ayrıma kızım,
-Yaprak düşmeden önce daldan-
Ne hayatın geçsin ideallerinin önüne,
Ne de ideallerin hayatının önüne.
Öğret onlara birlikte yaşamayı,
Kaybolduğunda içinde hayatın,
İdeallerin aydınlatsın yolunu.
Çöktüğünde üstüne karanlığı ideallerinin,
Hayatın çekip alsın seni dipsiz kuyulardan.
Sev insanları kızım, kendin bil.
Düşse de ağızlarından acı lokmaları,
-Daraltsa da göğsünü masum yanılmaların-
Affet onları. Çünkü
Affetmek İnsan'a mahsustur.
Onurunla dimdik dur zulmün önünde
Sevgini paylaş, bağışlamasını bil kızım.
Unutma bunlardan aldığını gücünü,
Kuşandığını karanlık karşısında kızım.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
-Yaprak düşmeden önce daldan-
Ne hayatın geçsin ideallerinin önüne,
Ne de ideallerin hayatının önüne.
Öğret onlara birlikte yaşamayı,
Kaybolduğunda içinde hayatın,
İdeallerin aydınlatsın yolunu.
Çöktüğünde üstüne karanlığı ideallerinin,
Hayatın çekip alsın seni dipsiz kuyulardan.
Sev insanları kızım, kendin bil.
Düşse de ağızlarından acı lokmaları,
-Daraltsa da göğsünü masum yanılmaların-
Affet onları. Çünkü
Affetmek İnsan'a mahsustur.
Onurunla dimdik dur zulmün önünde
Sevgini paylaş, bağışlamasını bil kızım.
Unutma bunlardan aldığını gücünü,
Kuşandığını karanlık karşısında kızım.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
30 Aralık 2011 Cuma
AÇIL(D)IM
Roboski'ye Ağıt
Kırk afili genç dizildiler yola,
Geceyi devirip varmak için yuvaya.
Peşlerinde hayın kalmışlık, eşkıyalık,
Önlerinde katır sırtında fukaralık.
Karanlık, soğuktu gece,
Kızgın demir kartal üstlerinde.
Korktu çamurlu ayaklarından birileri,
Kızdırdı, açlık kokan nefesleri.
Düşürdüler gökten ateş toplarını,
Isındı gece, sustu yıldızları.
Kırk taze yürektiler hayat savaşında,
Altı kırık dal kaldılar dönüş yolunda.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Bostancı
Kırk afili genç dizildiler yola,
Geceyi devirip varmak için yuvaya.
Peşlerinde hayın kalmışlık, eşkıyalık,
Önlerinde katır sırtında fukaralık.
Karanlık, soğuktu gece,
Kızgın demir kartal üstlerinde.
Korktu çamurlu ayaklarından birileri,
Kızdırdı, açlık kokan nefesleri.
Düşürdüler gökten ateş toplarını,
Isındı gece, sustu yıldızları.
Kırk taze yürektiler hayat savaşında,
Altı kırık dal kaldılar dönüş yolunda.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Bostancı
24 Aralık 2011 Cumartesi
BABASIZ ÇOCUK
Bazen kalırsın ortada,
Bazen atmaz yüreğin.
Düşerken görmezsin yaprağı örneğin.
Yanı başında bir sarı hayat,
Batar yüreğine bir rüzgar.
Sevmeyi akıtırsın gözlerinden,
Seni, insanları,
Bir de güzelim Figen'i,
Gelenin ardından baba diyeni hani.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Bostancı
Bazen atmaz yüreğin.
Düşerken görmezsin yaprağı örneğin.
Yanı başında bir sarı hayat,
Batar yüreğine bir rüzgar.
Sevmeyi akıtırsın gözlerinden,
Seni, insanları,
Bir de güzelim Figen'i,
Gelenin ardından baba diyeni hani.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Bostancı
22 Aralık 2011 Perşembe
"DEMOKRASİ/DEMOCRACY"
Ülkemizde “devlet-devlet”, “devlet-birey”, “birey-birey”
ilişkilerinde kullanılan hegemonyada demokrasi anlayışı “giydirme/giydirilmiş”
bir demokrasi anlayışıdır. Ezberlenmiş kurallara sahip ancak uygulamadan yoksun
bir anlayıştır bu. Demokrasi, çoğu kez kulaktan kulağa dolaşmış, yazılmış,
çizilmiş, uzun tartışmaların konusu olmuştur. Hatta savaşlar için neden bile
olmuştur. Sözüm ona okullarda ders konusu olarak da işletilir. Ama sınavları
geçmek için yapılan ezberlerden, bir galon petrolden veya dostlar arasındaki
sıcak “memleket meseleleri” muhabbetlerinden öteye gidememiştir. Bu uygulama
yoksunu ezberlenmiş demokrasi anlayışı ülke insanına o kadar öz güven verir ki
bazen, sonu ahkam kesmelere, ders vermelere kadar dayanır. Herkes yöneticidir
bu fabrikada, işçiye pek rastlanmaz.
Fırat
Bingöl’ün otorite, demokrasi, eğitim anlayışı ve birey sorunsalından yola
çıkarak ortaya koyduğu eserde kullandığı ironi de “manipüle edilmiş
demokrasi”ye verilebilecek güzel örneklerdendir. 14 yaşlarında bir öğrenci,
okul koridorunda, taktığı Atatürk maskesi ile hepimize ahkam kesmekte…
The hegemonic conception of democracy that is used in our
country to define the relations between the states, the state and the
individuals, and the interpersonal relations is a “dressed/garbed” one. It is a
conception with memorized rules that are not applied. Democracy has been heard
through the grapevine, written and talked about, and has constituted the
subject of many long debates. It has even become a cause of wars. It has been
taught in courses at schools. Nevertheless, it could not take a further place
than the memorizations for the exams, a gallon of oil or the friendly
conversations about the matters of country. This memorized yet unperformed
conception of democracy assures the fellow countrymen with such a self esteem
that it sometimes reaches a state of pontifying and lecturing. In this factory
everyone is a manager; and it's hard to encounter workers.
The
irony that Fırat Bingöl sets forth in his work, through a problematization of
the conceptions of authority, democracy, education and the individual is one of
the good examples that can be given to “manipulated democracy”. A 14 years old
student, at the school's corridors, is pontifying us all with his Atatürk
mask...
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
8 Kasım 2011 Salı
DEPREM
Ah be güzel kızım!
Kaynağı, sonsuz ışığımın.
Yer yerinden oynamış
Doğu yanımda.
Üstelik soğuk vurmuş
Kimsesiz kalmışlık ortada.
Bırakıp kardeşlerini
Nasıl geleyim yanına.
Ibrahim Halil SIMSEK
29.10.2011
Van / Ercis
24 Ekim 2011 Pazartesi
BİR KADINA MEKTUPLAR
Kadın!
Yüreği avuçlarında, sözü dudaklarında kadın!
Bir istasyonu kalmadı bu şehrin. Hepsini yıkıp, talan ettim. Ne varılacak yeri kaldı artık ne de kalkılacak. Arada duraklar kaldı sadece; yorgun bedenlere mesken, yorgun ruhuma darağacı. Gücüm yetmiyor artık, tenimin altında olup bitenleri dışarı savurmaya. Her durakta ipe çekiyorum anıları. Yalnızlıklar yükleniyorum artık her şafaktan. Yanımda olana kıymet bindiriyorum, gidince hep uzaklar. İki ruhu bir bedene oturtamıyorum bu aralar.
"Benden uzaksın" diyorsun yazdıklarında. Aslına bakarsan yakın. Yüreğini, yüreğimin üstünde hissedebiliyorum her durakta. Belki de bu yüzden şaşkınlığın, diyemeyişin, yazamayışın...
Belki de bu yüzden;
Hep "gitmesi" hiç "bitemeyişi"
Hep "bitmesi" hiç "gidemeyişi"
Kadın!
Rüzgarın önünde, neşeli ve coşkun ol.
Huzur dol...
08 Mayıs 2011
İstanbul / Elmadağ
Yüreği avuçlarında, sözü dudaklarında kadın!
Bir istasyonu kalmadı bu şehrin. Hepsini yıkıp, talan ettim. Ne varılacak yeri kaldı artık ne de kalkılacak. Arada duraklar kaldı sadece; yorgun bedenlere mesken, yorgun ruhuma darağacı. Gücüm yetmiyor artık, tenimin altında olup bitenleri dışarı savurmaya. Her durakta ipe çekiyorum anıları. Yalnızlıklar yükleniyorum artık her şafaktan. Yanımda olana kıymet bindiriyorum, gidince hep uzaklar. İki ruhu bir bedene oturtamıyorum bu aralar.
"Benden uzaksın" diyorsun yazdıklarında. Aslına bakarsan yakın. Yüreğini, yüreğimin üstünde hissedebiliyorum her durakta. Belki de bu yüzden şaşkınlığın, diyemeyişin, yazamayışın...
Belki de bu yüzden;
Hep "gitmesi" hiç "bitemeyişi"
Hep "bitmesi" hiç "gidemeyişi"
Kadın!
Rüzgarın önünde, neşeli ve coşkun ol.
Huzur dol...
08 Mayıs 2011
İstanbul / Elmadağ
22 Ekim 2011 Cumartesi
THYMUS
"İyi niyetli bir temenninin / Ötesine
geçebilir miyiz?"
Diye sordu kadın.
"Seninle her şeyin ötesine geçerim."
Diye karşılık verdi adam.
Şaşırdı kadın,
Savruldu adam.
Bir geceyi yatırdılar aralarına,
Bir gece daha dayanamadı yankılarına.
Gündüz yükseldi onlardan arta kalana,
Bir yarık gibi uzandı aralarına.
Henüz kadın dokunamadan adama.
Henüz adam doyamadan kadına.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
Diye sordu kadın.
"Seninle her şeyin ötesine geçerim."
Diye karşılık verdi adam.
Şaşırdı kadın,
Savruldu adam.
Bir geceyi yatırdılar aralarına,
Bir gece daha dayanamadı yankılarına.
Gündüz yükseldi onlardan arta kalana,
Bir yarık gibi uzandı aralarına.
Henüz kadın dokunamadan adama.
Henüz adam doyamadan kadına.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
23 Ağustos 2011 Salı
HAYDİ DURMA
Bırakınca keder, karanlığını ufkuna,
Gözlerini açık tut.
O ışık mutlaka çıkacaktır yoluna.
Olur da yorulursa göz kapakların,
Kapattığında anılarını hatırla,
Bir tebessüm yerleştir uyuyan yanaklarına.
Ve unutma, karanlık hükmedemez güzele.
Güzel anılarını hatırla,
Güzel anlar yaşa,
Çünkü aydınlık mutlaka doğacak dünyana.
Geldiği zaman afallama,
Güzel anlar kur karşılamaya.
Haydi durma!
Sen de hazırlan aydınlığına.
Ama derin uykulara dalma,
Aydınlık için karanlığı geçmek zorunda olduğunu unutma.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
Gözlerini açık tut.
O ışık mutlaka çıkacaktır yoluna.
Olur da yorulursa göz kapakların,
Kapattığında anılarını hatırla,
Bir tebessüm yerleştir uyuyan yanaklarına.
Ve unutma, karanlık hükmedemez güzele.
Güzel anılarını hatırla,
Güzel anlar yaşa,
Çünkü aydınlık mutlaka doğacak dünyana.
Geldiği zaman afallama,
Güzel anlar kur karşılamaya.
Haydi durma!
Sen de hazırlan aydınlığına.
Ama derin uykulara dalma,
Aydınlık için karanlığı geçmek zorunda olduğunu unutma.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
7 Ağustos 2011 Pazar
İTİRAF
Evet,
Sana şiirler yazdım.
Ama,
Şair saydıklarım da oldu.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
Sana şiirler yazdım.
Ama,
Şair saydıklarım da oldu.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
3 Temmuz 2011 Pazar
BEKLEYİŞ
Bir yol var aramızda
Bir mesafe
Ha değdi birbirine
Ha değecek tenlerimiz
Bir bahar yeşerecek
Avuçlarımızın ıslaklığında
Her dokunuşumuz
Gebe mavinin sıcaklığına
Bir özlem var aramızda
Bir düş
Yüreğimizi kanatırcasına
Gözlerimizi kamaştırırcasına
İbrahim Halil ŞİMŞEK
Gaziantep / Emek
Bir mesafe
Ha değdi birbirine
Ha değecek tenlerimiz
Bir bahar yeşerecek
Avuçlarımızın ıslaklığında
Her dokunuşumuz
Gebe mavinin sıcaklığına
Bir özlem var aramızda
Bir düş
Yüreğimizi kanatırcasına
Gözlerimizi kamaştırırcasına
İbrahim Halil ŞİMŞEK
Gaziantep / Emek
8 Haziran 2011 Çarşamba
KUŞBURNU
| 17,5x25cm - kağıt üzerine karışık teknik |
Elisa ve Ferit ile
Onbirin Haziranı
Yediyi sekize bağlayan gecede
Zack'in Mezopotamya sınırlarındaki
Yolculuk hikayelerini dinliyorduk.
Gözlerimi kapadım bir ara
Kuşburnu'nun kokusunu aldım
Sonra köyüm geldi gözlerimin önüne
Kenarlarında kuşburnu sıralı yollarım
Bir çocuk neşesidir kapladı içimi
Bir Kuşburnu geldi burnuma
Bir Kuş dayadı umudunu yoluma
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
8 Mayıs 2011 Pazar
PE
Bir rüzgar, bir telefon
Bir de bakmışsın İmam Adnan'dasın
Bir sessizlik, bir düş
Kadehi elinde, şarabı tükenmiş
Bir de bakmışsın sıran gelmiş
Bir kalkıştır tutturmuş rüzgar
Bir boşluk, bir sokak
Haymatlos çırıl çıplak
Bir dost, bir muhabbet
Bir de yeni kanatlanmış bir melek
Bir kamaşır gözlerin, tutuşur dizeler
Bir boşluk, bir zaman
Arafta yolun kesişir
Bir duruş, bir dokunuş
Bir de bakmışsın gerisi bekleyiş
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
Bir de bakmışsın İmam Adnan'dasın
Bir sessizlik, bir düş
Kadehi elinde, şarabı tükenmiş
Bir de bakmışsın sıran gelmiş
Bir kalkıştır tutturmuş rüzgar
Bir boşluk, bir sokak
Haymatlos çırıl çıplak
Bir dost, bir muhabbet
Bir de yeni kanatlanmış bir melek
Bir kamaşır gözlerin, tutuşur dizeler
Bir boşluk, bir zaman
Arafta yolun kesişir
Bir duruş, bir dokunuş
Bir de bakmışsın gerisi bekleyiş
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
7 Mayıs 2011 Cumartesi
VİSİTOR
| 9,5x13cm - kağıt üzerine kumaş kolaj |
That my body reflects onto the earth
And like an address
Belonging to my strayed heart
V, like a touch
Forbidden, holy and pure
And like an outcry
Uninvited, unfinished
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
28 Nisan 2011 Perşembe
VAKİT
| 50 x 70 cm - kagıt üzerine akrilik boya |
İnsanlığa aç insanlar
Ne vakit bırakacaksınız avuçlarınızdan kibiri
Kardeşinize sarıldığınız düş ne vakit
Daha önemli neyiniz var
Günün doğuşundan, batışından
Yeni açmış yasemin kokusundan
Ya da bahara vurulmuş gonca dalından
Bırakın artık kan dolu didişmelerinizi
Doğaya sunulmuş vakit, bu vakit
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
22 Nisan 2011 Cuma
ORANTILI GÜÇ
İbrahim ORUÇ'a
18'inde bir düş kurar İbrahim,
Tanır kendisini.
18'inde bir dünya yaratır İbrahim,
Tanır ülkesini.
18'inde bir keklik olur İbrahim,
Tanır avcısını.
18'inde bir kurşun girer kalbine,
Tanır Tanrısını.
18'inde ölüme gider İbrahim,
Bir tek bilen anası.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
18'inde bir düş kurar İbrahim,
Tanır kendisini.
18'inde bir dünya yaratır İbrahim,
Tanır ülkesini.
18'inde bir keklik olur İbrahim,
Tanır avcısını.
18'inde bir kurşun girer kalbine,
Tanır Tanrısını.
18'inde ölüme gider İbrahim,
Bir tek bilen anası.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
16 Mart 2011 Çarşamba
MART, ÇOCUK VE SEN
yorgunluklar sırtlanıyorum şafaklardan
yağmurlar altında, cüzzamlı bir Mart
yüreği ellerinde bir çocuk
ıslak, üşümüş, yorgun
dikmiş ufka, mavi benekli gözlerini
düşlerinde bir bayram havası
benimse düşlerimde hep sen
kim bilir hangi düşsel avuntular peşindesin
belki sisli, gri bir sokakta koşturmaktasın
belki de uykudasın, buğday tenin ıslak
yolunu yitirmiş bir bulut gibi geçiyorsun önümden
saydam, soluksuz, yılgın
kapatıyorum gözlerimi bir an
mavi benekli gözlerine dalıyorum çocuğun
masallarını dinliyorum bir bir
kahramanlarıyla tanışıyorum, acımasız
açıyorum gözlerimi sonra
masallarımda hep sen
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
yağmurlar altında, cüzzamlı bir Mart
yüreği ellerinde bir çocuk
ıslak, üşümüş, yorgun
dikmiş ufka, mavi benekli gözlerini
düşlerinde bir bayram havası
benimse düşlerimde hep sen
kim bilir hangi düşsel avuntular peşindesin
belki sisli, gri bir sokakta koşturmaktasın
belki de uykudasın, buğday tenin ıslak
yolunu yitirmiş bir bulut gibi geçiyorsun önümden
saydam, soluksuz, yılgın
kapatıyorum gözlerimi bir an
mavi benekli gözlerine dalıyorum çocuğun
masallarını dinliyorum bir bir
kahramanlarıyla tanışıyorum, acımasız
açıyorum gözlerimi sonra
masallarımda hep sen
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
9 Mart 2011 Çarşamba
KÜSKÜN ŞEHRE DAİR II
Çocuk kalıyordum, gece baskınlarda,
Hevsel kucak açmış korkularıma,
Dicle marazlı.
Düşmüş lokmaları ağızlarından,
Sur diplerinde kızgın kırlangıçlar sıralı.
Ölümler doğuruyordu Dalokay Meydanı,
Etrafında kurşun askerler sıralı.
Kaymış annemin ak saçlarından,
Zühre Yıldızı,
Arkamda, yenik düşmüş babam yaralı.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
Hevsel kucak açmış korkularıma,
Dicle marazlı.
Düşmüş lokmaları ağızlarından,
Sur diplerinde kızgın kırlangıçlar sıralı.
Ölümler doğuruyordu Dalokay Meydanı,
Etrafında kurşun askerler sıralı.
Kaymış annemin ak saçlarından,
Zühre Yıldızı,
Arkamda, yenik düşmüş babam yaralı.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Elmadağ
8 Mart 2011 Salı
KÜSKÜN ŞEHRE DAİR I
Ne sözlerimi unuttum,
Ne de yalan, yanlış yollarımı.
Bir düş gizliyordum ömrümden,
Biadı lahitlerde tanımlı.
Şimdi ne yana dönsem,
On ikiden biri hain oluyordu.
Kadehim kırılıyordu ellerinde,
Alnımda, yazdan kalma güneş karalı.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
14.02.2011
23.15
Güney Ekspresi / İstanbul Yolu
Ne de yalan, yanlış yollarımı.
Bir düş gizliyordum ömrümden,
Biadı lahitlerde tanımlı.
Şimdi ne yana dönsem,
On ikiden biri hain oluyordu.
Kadehim kırılıyordu ellerinde,
Alnımda, yazdan kalma güneş karalı.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
14.02.2011
23.15
Güney Ekspresi / İstanbul Yolu
2 Şubat 2011 Çarşamba
GİTME
Seni tanıyorsam eğer.
Gözlerini içebiliyorsam, zehir,
kusturucu,
Yaşıyorsam seni eğer,
Bir gece yarısı ateşe verdiğim yalnızlığımda.
Gitme! Gitmemelisin.
Sen gitmezsen,
Dönersen sarhoş yelkenli gemilerle,
Belki kapatır şehir ışıklarını.
Belki ilk yıldızlar başlatır isyanı,
Toz olur akarlar şehre.
Belki ben bir dağ başında,
Gri bulutlar çekerim içime,
Saçlarına konarım,
Bir sarışta yakarım seni.
Beyaz bulutlar üflerim yalnızlığına.
Sen gitme yoksulluğumdan, ellerin de kalsın.
Yoksa düşerim.
Yoksa silerim gündüzleri,
gece,
Yoksa koparır atar beni,
Bu hınzır düş yalnızlıkları.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Ömer Hayyam
Gözlerini içebiliyorsam, zehir,
kusturucu,
Yaşıyorsam seni eğer,
Bir gece yarısı ateşe verdiğim yalnızlığımda.
Gitme! Gitmemelisin.
Sen gitmezsen,
Dönersen sarhoş yelkenli gemilerle,
Belki kapatır şehir ışıklarını.
Belki ilk yıldızlar başlatır isyanı,
Toz olur akarlar şehre.
Belki ben bir dağ başında,
Gri bulutlar çekerim içime,
Saçlarına konarım,
Bir sarışta yakarım seni.
Beyaz bulutlar üflerim yalnızlığına.
Sen gitme yoksulluğumdan, ellerin de kalsın.
Yoksa düşerim.
Yoksa silerim gündüzleri,
gece,
Yoksa koparır atar beni,
Bu hınzır düş yalnızlıkları.
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Ömer Hayyam
26 Ocak 2011 Çarşamba
Masallar, Renkler ve Düşler...
Kocaman bir yanardağın zirvesinde filiz yetiştirebilmek gibi zordu bana anlattığın masallar. Ruhunun derinliklerindeki karakterleri katıyordun bu masallara. Aslına bakarsan hiç de kötü şeylerden bahsetmiyordun anlattıklarında. Ama anlattıklarında renkler yanlıştı, düşler yanlıştı galiba. Bu yüzden masal kalmışlardı, çatlamış dudaklarının ardında.
İlk kırmızıyı kattılar aramıza. Çocuklar kurşuna dizildi gözlerimizin önünde. Sonra dostlar düştü yere, nehirler allandı. Sonra yeşili kattılar araya. Kimyasallarla seviştik, yanan yatağımızda. Sarı geldi ardı sıra. Ormanlar yandı saçlarının ucunda. Mavi ile düşleri çaldılar gözlerimizden…
De bibêje dapîra min, bunlar da senin anlattığın renkler miydi? Senin anlattıkların aynı zamanda bunları da yapabilir miydi? Evet. Ben de senin gibi düşündüm. Ve çıkardım tüm anlattıklarından renkleri. Bir tek Gökkuşağı'na dokunmadım. Tüm griliğin ortasında bütün ihtişamıyla unutturmasın diye hiçbir şeyi...
Biz Gri’ye gülümsemekten mutlu olmuştuk galiba....
İbrahim Halil ŞİMŞEK
İstanbul / Ömer Hayyam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)